07.05.2004
GÂVUR

[ZAMAN]

 

Sert bir kelime değil mi?! Deistler(*) şöyle dursun, ihtiyatlı Müslümanları bile irkilten, köşeli, hoşgörüsüz, siyah-beyaz, "öteki"ni kesinlikle dışlayan... Ve mükemmelen ifade eden ne hissettiğimi, gördüğümde güleç yüzünü Amerikalı genç güzel kadının fiili livata kurbanı kavruk erkek bedenlerinden oluşan Iraklı esir yığınağının başında. Gâvur. Kelimenin tüm telmihi ile, gâvur.

Evet, hakkı görmeyen; evet, hakkı örten; evet, iyilik bilmeyen; evet, Allah'ı inkâr eden; evet, imanın esaslarına inanmayan; evet, mülhid.

Dünya görüşü ve işkence ilişkisi

"Arkadaş! İmân, bütün varlıklar arasında hakiki bir kardeşliği, iletişimi, bağlantıyı ve birlik ilişkilerini oluşturur. Küfür ise, yabancılaşma gibi bütün varlıkları birbirinden ayrı gösterir ve birbirlerine ecnebi nazarıyla baktırır. Bunun içindir ki, inananın ruhunda garaz, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düşmanıyla bir tür kardeş bağı vardır. Gâvurun ruhunda hırs, yabancılaşma olduğu gibi, egosunu yüceltme ve özgüven vardır. Bu sırra binaendir ki, dünya hayatında bazen üstünlük gâvurlarda olur..."(**)

Hiç kimse kendisini kandırmasın, bu resimler, şanlı BBC1 sunucusunun geçiştirmeye çalıştığı gibi, aile albümünde saklanacak "hatıra fotoğrafları"ndan ibaret değildir. Bu fotoğraflar insanı istimalinde hiçbir sakınca olmayan bir eşyaya indirgeyen dünya görüşünün yansımalarıdır.

"Geçen yüzyılın ilk yarısında Fas ve Cezayir'de mukim Fransızlar, ülkelerine göğüsleri meydanda, etekleri çıplak baldırlarını ortada bırakacak şekilde toplanmış, asık yüzleriyle poz veren fahişelerin fotoğraflarını gönderirlerdi. Fotoğrafların üzerinde, 'La harem Arabe,' yazardı veya 'Fille Mauresque'. Amerikalılar, biraz daha ileri gittiler: Amerikan pornosu 'Eski Avrupa'nınkinden daha çocuksu, daha oyuncaklı, kaba ve meş'umdu. Ve, fahişelere para ödeniyordu." (***)

Hadi, bir adım daha... kim bilir belki de Iraklı esirler belki de seksin keyfini çıkarıyorlardı. Kaldı ki, hokka burunlu eratın faaliyeti, "Saddam Hüseyin'in sistematik işkence ve idamlarıyla kıyaslandığında devede kulak kaldığını" hatırlatıp duruyorlar, İngiliz-Amerikan televizyonları, Bush ve avanesi. Çünkü, artık Saddam'dır, Batı'nın ahlâk ölçüsü!

Ah, ama kötü-örnek, örnek olmazmış! Olur. Küfrün ayırdında değilseniz, olur. Nitekim, şimdi medya bu resimlerin "Arap dünyası"nda hoş karşılanmayacağından korkulduğundan dem vuruyor, ve neden biliyor musunuz? "Müslüman erkeklerin Amerikalı kadınlar tarafından aşağılandığını gösterdiği için." Cümle, "aşağılanmakta" değil, "kadınlar tarafından aşağılanmak"ta kilitleniyor. Arap dünyasının bir kez daha ve en kaba bir biçimde aşağılanması, ırkçılığın en galiz biçimde hortlaması.

Amerika ve İngiltere'nin Irak'a babalarının hayrına girmediklerini artık en iyi niyetli ve/veya oportünist kalemler bile teslim ediyorlar. Bu fotoğraflar daha çok işgalcilerin Araplara, Müslümanlara ve genel olarak üçüncü dünya ülkelerine besledikleri derin ırkçı duyguları sergiliyor.

Duyarlılığımızı kaybetmemeliyiz

Bize gelince... Perşembenin gelişi, çarşambadan belliydi aslında. Bellerine kadar soyundurulmuş, elleri arkalarından plastik iplerle bağlı Irak erkeklerini gördüğümüzde belliydi. Önceleri, gözlerinin içine bakıp, başlarına gelenleri onlar konuşamazsalar da anlayabiliyorduk. Sonra başlarına külâh geçirdiler, gözlerini göremez olduk. Evet, külâhlar biz onların yüzlerini görmeyelim diyeydi, onlar etrafı göremesinler diye değildi. Başta külâh, elde ayakta pranga, çırılçıplak "esir"ler - ne yapmış olabilirlerdi ki?!

Boşuna konuşuyor Amerikan hükümetinin sözcüsü. Askeriyedeki "istenmeyen unsurlar"dan boşuna bahsediyor. Boşuna bahsediyor, "sorgulamaların özelleştirilmiş" olduğundan ve "sivil sorgucuların faaliyetlerinin Amerikan ordusunu" ilzam etmeyeceğinden. Boşuna konuşuyor, Cenevre Antlaşması'ndan. Amerikan ve İngiliz yönetimlerine hakim olan ırkçılıktan olmasaydı, ne böyle olaylar olur, ne de bu "anı" fotoğrafları çekilirdi. "İngiliz askerleri Irak'ın pisliğinden, yerli halkın miskinliğinden, hırsızlığından, tembelliğinden nefret ediyorlar," diye yazmış, Sarah Oliver Hanım, pazar günkü, "Daily Mail" gazetesinde. Bakar mısınız, sanki altın yaldızlı davetiye ile davet edildiler!

Bize gelince... önlerinden Reuters akar, CNN, BBC, AP, IP, yüzlercesi akar basınımızın, hiç mi kimse görmez ABD'nin Arap sivillerini nasıl kontrol edeceğini, nasıl sorgulayacağını İsrail'den öğrendiğini? Hiç görmezler, İsrail Ordusu'nun "muharebe kuralları"nı Amerikan askeriyesinin emrine verenin Ariel Sharon olduğunu? Kimler oturur haber merkezlerindeki o ekranların önlerinde? Dil mi bilmezler? Gördüklerini idrak edemeyecek kadar mı cahildirler? "Facility 1391" denilen gizli hapishanede bu resimlerin vakayı adiyeden olduğunu, bir bilmeyen bizler mi kaldık?

TÜSİAD nerede? İTO, İSO, ATO, TESEV, İHD, muhtelif Çağdaş Yaşamcılar, Helsinkiciler, Eğitimciler vb. vb. nerede? TBMM, onun muhtelif komisyonları nerede? Yoksa, biz de er Mary gibi, gördüklerimizin eğlenceli bir dalaştan ibaret olduğunu mu düşünüyoruz? Eğer, öyleyse, gözümüz aydın, asr-ı medeniyet seviyesine ulaştık demektir. AB'nin bizi içine almaması için hiçbir neden yoktur!

(*) Deist, "Tanrı'nın varlığına inanan; ancak inancını akıl ve tabiata bina eden, örgütlü dinlerin öğretilerinden uzak duran.

(**) Mesnevi-i Nûriye

(***) Ahdaf Soueif, Guardian, 5 Mayıs Çarşamba.

 

 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly