22.03.2008
ÖLÜ CANLARIN VİCDANININ SESİ

METİN AKYÜZ

“Orda Kimse Var mı?” dizisinden beri bilginin romanını yazan Alev Alatlı, “Gogol’ün İzinde” serisinin üçüncü kitabı olan “Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!” romanında da aynı çizgiyi sürdürüyor. Var olanın bilgisinin peşinde olan insanoğlu için varlık asırlardır önemli yetkeyi temsil etmiştir. Günümüze gelindiğinde ise bilginin var ettiği bir gücün varlığı önem kazanmıştır. Bilginin gücüne kayıtsız kalan varlıklar var olup olamama sorunuyla yüz yüze gelmişlerdir. Yaratıcılığın kaynağı saklıdır çünkü bilgide.
Küçülen dünyamızda kolay erişilen bilgi, bilimden sanata kadar her alanda etkisini göstermiştir. “Orda Kimse Var mı?” di- zisinden beri bilginin romanını yazan Alev Alatlı, 2006 yılında Mikhail A. Şolokhov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’nü almış olan “Gogol’ün İzinde” serisinin üçüncü kitabı olan “Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!” romanında da aynı çizgiyi sürdürüyor.

Perestroyka sonrası

Alatlı, bu kez uzun bir süre bütün bilinmezlerine rağmen büyük bir güç olarak kabul edilmiş olan  Rus toplumunun nabzını Güloya Hanım’la tutmaya çalışıyor. Çok geniş bir coğrafyada birbirinden çok farklı olan iki sistem arasında kalan Rusya’yı anlatıyor. Dönem  perestroyka sonrasıdır. Komünizm esaretindeki Rusya’dan zorla Batı’ya sürgün edilen, varlık içinde yoklukları, özgürlük vaatleri içinde köleleşmeyi yaşayan ulusların öyküsü dile getiriliyor kitapta.
Yazar, ölü canların vicdanının sesi olabilmek için nelere başvurmuyor ki: Soljenitsin’in Nobel konuşmasından Yeltsin’in anılarına; Adam Smith’in TV programlarından gazete ve TV haberlerine kadar birçok veriyi metinler arasılığın sarmalıyla okurlarına ulaştırıyor. Akademik bir çalış- maymışçasına referanslarla verdiği bilgiler, insani acılar ortasında dans eden şeytanı gösterme anlayışının bir ürünü kanımca. Ancak bunları anlatmak o kadar da kolay değil. Çünkü “Rusyanın anlaşılmaz, hesaba kitaba gelmez. Kendisine has bir kimliği vardır, Rusya’ya sadece iman edilebilir.”
Siyah ve beyaz ayrımının hükmünü yitirdiği, iç içe geçmiş matruşkalar misali belirsizliklerin yaşandığı, kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği bir Rusya vardır.

Pişmanlık çığlıkları

“Gerçeğin sanaldan daha acayip olduğunu bizzat yaşayarak görmüş, düzmecenin sahici hayata kıyasla ne denli kaba, kurgunun yaşamın dinamizmi karşısında ne denli yetersiz ne denli çocuksu kaldığının bilincine varmış bir adam Dante misali bir inferno (cehennem) kurgulayamazdı. Daha doğrusu kurgulamaya gerek duymazdı çünkü kendisinin Rus infernosu vardı.”
Yeryüzünde cehennemin diğer adı olmuştur Rusya. Gıda kıtlığının nedenleri yapayken, on milyonlarca ailenin açlığı sahicidir. Eskiyi reddeden yeni dünya düzeninin kurgularıdır tüm bunlar.
Yazar, düzen hangi düşüncenin ürünü olursa olsun insanlığı dışlayan, ezen ezilen gerçeğini ortaya koyuyor. Geriyeyse kurtarıcılardan kurtarılmayı bekleyen umutlar kalıyor. Öyleyse ne yapmalı? Bu kadar bilgi akışı nasıl bir sonuca götürür Alatlı’yı... Kolay değildir dünyayı değiştirmek. Yalnızca bir umut beslenir veya bir temenni kalır yarına dair:
“Halkın hamisi olmak, kimin ne haddine... Ne tarihi görmezden gelebilir, ne de geleceği yaratabiliriz. Geçmişi geleceğe bağlayan zincirin kaderine tek bir halka hükmeder. Tarihi olay dedikleri o ‘tek halka’nın, insan sevgisinin, emniyet altına alınması olmalı. Aydınlara düşen, o tek halkayı emniyet altına almak.”
Çaresizlerin güçsüzlüklerinden yararlanarak güç edinmeye çalışan Chichkov’ların dünyasında ölü canlardan kurulan kuleler kapladı her yeri. Gogol’ün ölü canlarından dökülen insanların dramı sayfalara sığmıyor artık. Bilginin kurduğu dünya yalnızca Rusya’da değil, tüm dünyada pişmanlık çığ- lıklarını koparmaya başladı bile: Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!

Milliyet.

 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly