24.03.2008
"ELBRUZ"DAN CEVABİ MEKTUPTUR
 Haşmetmeab üstadım,

Bendeniz böylesi münasebetsiz bir muradı küçücük aklının ucundan dahi geçirmemişken, lutfedip gönderdiğiniz ileti ile onu öyle mahcup ettiniz ve ama öyle de şerefyâb kıldınız ki tarifi mümkün değil.

Bir yandan mahcup olurken öte yandan şerefyab olmaklığından  eline şeker tutuşturulmuş çocuk kıvamında ‘sevindirik’ olan bu fakirin eli, evlere şenlik bîkarar haliyle artık nasıl kaleme uzanabilir? Karıncalanmaktan yorulan karihasına alicenaplık bulutundan püskürttüğünüz damlaların yarattığı serinlik sarhoşluğuna haksızlık olmaz mı bu?

İzninizle, o sarhoşluktan kâm almaklığım sürerken, yani ayılmadan henüz, dalmak istiyorum sohbete.

 Lütufkârlığınız, alicenaplığınız ve dahi himmet-i alânızdan cesaret alarak ve ama kuyruğumu kısmayı da hatırda tutarak dalacağım bu sohbette dillendireceğim  arz û niyazı ‘esrik savrulmalar’ mezbelesine atsanız da gam yemem  evelalah bu günden sonra…Varolunuz, efendim!

 ‘Üstad’  ve ‘Pîr’ babındandır

İçinde vazgeçilmez bir değeri barındırdığı fikrinden hareketle, çalıştığı kurumda (Maarif)‘adetten’ olduğu halde  amirlerine karşı dahi ‘Hocam’ hitabını  çok gören bir ‘sergerde’ için ‘Üstad , Pîr’ hitabının ne kadar kıymetli olabileceğini takdir edersiniz.

Size hitap etmek için keşke daha kıymetdar ifadelerim olsaydı. Fazlasına, daha fazlasına layıksınız efendim.

Elbruz babındandır

Göğsünde gezdirdiği tanrılarla sermest bir rindin,  sene 95 te  kapısının eşiğinde kayboluverdiği bir şehla bakışın  armağanı bir rumuzdur  Elbruz. Bahs-i diğerdir…..

Soranlar, bilmez işin bu tarafını… Ben onlara şöyle derim: Bir dağ ismi...Efsanesi bol, hikayesi trajedi yüklü bir hayal ülkesi sadece!

‘tülbent’, ‘türban’ ve ‘gözlem’ babındandırTürban ve tülbent kıyasının sosyolojik, sosyopsikolojik karşılığının, bugün için, kayda değer oranda mevcut bulunmadığını düşünüyorum ben.... Haddinden fazla müstamel oluşundan piyasada müşterisi kalmadığı için olsa gerek, aşina ‘türban-eşarp’ kıyası yerine  ‘türban-tülbent’ kıyasını tercih etmiş olmanız. Alatlı’yı Alatlı yapan  temel farikalardan birisi: Herkesin göremediğini görür, herkesin söylemediğini söyler, herkesin kullandığını kullanmaz.Takip edebildiğim kadarıyla bu bahis çerçevesinde ‘tülbent’ kelimesini ilk kullana sizsiniz üstadım, varolun. Tuhaf! Tülbent denilince hafızam annemi de aşıyor, taaa neneme varıyor.  ‘Gaflet makamından’ devşirdiklerim babındandırİlahiyat  okudum üstadım. Buna rağmen, o yıllarda da sonraki yıllarda da türbana ve dahi türban takanlara  sempatiyle bakmadım. Belki, içinde yetiştiğim kültürel çevrenin(Çerkes) kadın- erkek ilişkilerinde gözettiği ‘genişlik’ten kaynaklanıyordu bu algım, belki de o yıllarda bulaştığım ‘Hermenötik Okuma’ ağacından devşirdiğim yasak meyvanın  ‘acı’ tadlarından. Ama ki üstadım…Ama bu algım, çarşaf, tülbent, eşarp, türban-her ne ise artık- ile örtünenleri, ayrım gözetmeden her birinin içinde bulunduğu durumu empati gözüyle değerlendirmemi de engellemedi.

Siz ki, zü’l ecniha olmaklığınızla bu empatinin alâsını yaparsınız.

Üniversitede okuduğum yıllarda konu bu kadar ‘popüler’ değildi. Bizim jenerasyondan önce, süreç içinde çeşitli yol kazalarına maruz kalmakla birlikte, konu görmezden gelinerek de olsa hal yoluna girilmişti. Kıyamet tam da mezun olduğum yılda; 97’de koptu ki o yıl ve takip eden yıllarda yaşananların bu toprakların ‘yerli’ vicdanında açtığı onulmaz yaraları hatırla-t-mama gerek yok, sanırım.

Aman Allahım!

Gördünüz mü üstadım? Emin olun, yazının ancak şu aşamasına gelince ‘uyandım’. Ben biraz yüz bulunca nasıl da müsaitmişim meğer şımarıp haddimi aşmaya…Zihnimdeki sek sek taşı  ‘yeşil kuşak’, ‘çift kutuplu dünya’, ‘BOP’, ‘ılımlı İslam’…nerelere,daha daha nerelere selam çakmaya hazırlanırmış meğer bu bahis üzerinde kalem oynatmaya yeltenmişken.

Ben ki, sizin gibi ‘ibn’ul-vakt’ makamında olan muhakkiklerin uykusunun dahi bencileyin cühelanın ibadetinden evla olduğu itikadındayım…

Şeker bulmuş çocuk şımarıklığıyla, değerli vaktinizi heba edecek  olma-m ihtimaline bile tahammül edemem. Hicap ederim, efendim.

Biraz rahatlarsınız belki” diyerek gösterdiğiniz müşfik kalenderliği, “İçerden Mırıldanmalar” sizi gerçekten de üzmüş olmalı…” diyerek sergilediğiniz -henüz tadına doyamadığım- ‘anaç’ hassasiyeti  suistimal ediyor olma-m ihtimali bile kahreder beni.

Sohbete iştirak etme şerefini kendime layık gördüğüm için ne kadar da aptal-mış-ım ben!

Oysa bakın, iki gündür sohbeti idame ettireceğim babları bile sıralamışım kendi kendime:

‘adab’ ve ‘hicap’ babındandır‘Yorumlar’ ve ‘İzlenim’ babındandır‘feminen’ ve ‘biz’ babındandır‘Seküler’ ve  ‘din’ babındandır‘hakkaniyet’ ve ‘adalet’ babındandır‘italik’ ve ‘anlam’ babındandır‘tutkulu okur’ babındandır

…………………..Şükür ki erken ‘uyandım’!

Şu halde lutfedin söyleyiverin pîrim; sazan mıyım ben  yoksa bîedeb mi?

 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly