03.10.2004
ARİSTO APTAL MIYDI?
Son dönemde Türk basınında ilginç yazılar yer alıyor... Bilimsel bulgular ve bilim, toplumsal meselelerin algılanışıyla, geleceğin siyaseten kurulmasıyla; varlık ve ahlak gibi temel soru alanlarıyla ilişkili hale getirilmekte. Bu yeni yazın dalgasının söylediğine göre bilim, özellikle Kuantum Fiziği’ndeki bulgular sonucunda artık eski bilim olmaktan çıkmış. Çünkü gerçeklik Aristo’nun sandığı gibi siyah/beyaz misali net konumların karşı karşıya gelmesini değil, siyahla beyaz arasındaki geniş gri alanı da kapsayan bir sürekliliği ifade etmekte. Bu yeni durumun klasik örneği ışık kuramı... Çünkü geçmişte ışık ya parçaçık ya da dalga olarak düşünülmekte iken; bugün ışığın hem parçacık hem de dalga olduğunu biliyoruz... Daha doğrusu istersek onu bir parçacık olarak, istersek de dalga olarak gösterecek deneylere sahibiz. Kısacası dışımızdaki gerçeklik, biz onu nasıl görmek istiyorsak kendisini bize öyle göstermekte... Oysa dendiğine göre Aristo ve Newton gibiler herhangi bir önermeyi mutlaka ‘doğru’ veya ‘yanlış’ olarak tanımlamakta imişler; ve bu nedenle de ‘hem doğru hem yanlış’ olan gerçeklik karşısında artık bizzat ‘yanlış’ konumda kalmışlar... Bilim tarihini biraz okumuş olanlar için doğrusu bunlar epeyce naif yargılar. Belli ki birçok kişi bilim tarihini egemen bilim anlayışlarının art arda sıralanması olarak okumakta. Oysa bilim tarihi esas olarak bilimsel tartışmaların tarihidir; ve böyle bakıldığında yeni ışık kuramının da bilim felsefesi açısından pek fazla bir yeniliği yok. Gerçekliğin göreceli olduğu, insan zihninin kendine has niteliğinin gerçekliği algılama biçimini etkilediği, dahası insan zihninin muhtemel namütenahi zihinlerden biri olma hasebiyle zaten göreceliliği aşan bir algılamaya sahip olamayacağı, felsefi düzlemde yer almış kadim pozisyonlardan biri. Aristo ve Newton gibi adamların bu tartışmanın ve eleştirinin farkında olmadıklarını söylemek abes olur. Tam aksine bu kişiler söz konusu pozisyona rağmen konumlarını savundular; çünkü onlar gerçeklikle ilgili temel varsayımın zaten spekülatif olduğunun farkındaydı. Diğer bir deyişle gerçekliği siyah/beyaz olarak görmek nasıl bir ‘tercihse’, onu bir gri alan olarak görmek de öyle bir ‘tercih’; ve bu tür tercihler bilimden hareketle yapılamaz. Bu tercihler, bilimsel duruşunuzun ardındaki epistemolojik dayanaklarınızın uzantısı olarak gündeme gelir. Dolayısıyla da örneğin Newton “Tanrı zar atmaz” derken bilimsel bir bulgudan değil, bilimi mümkün kılan bir ön önermeden söz etmekteydi. Bu nedenle de bilimsel bulgulardan hareketle, bilimi olanaklı kılan felsefi temeli deşifre ettiğini sanmak epeyce naif bir yaklaşım... Eğer bugün bazıları Kuantum Fiziği’nin teorik çerçevesini reddedilemez bir olgu sanmaktaysa, bu tam da Aristo’nun siyah veya beyazına denk düşen bir tutum olmakta. Çünkü önemli olan fizik biliminin kullandığı kuramın basitliği veya karmaşıklığı değil; bilimin kuramsal çeşitliliğe ne denli açık olduğu. Griyi orta alan sayarak siyah/beyaz ayırımcılığının basitliğinden sıyrıldığımızı sanmak, gerçekte felsefi açıdan tek doğrulu bir başka çerçeveye mahkum olmamızı ifade edebilir... Ne yazık ki bilimsel gelişmenin kendisi bizleri gerçekliğe ‘bir adım daha’ yaklaştırmıyor. Hiçbir bilimsel kuram diğerlerini tam olarak kapsamadığı ve kuramlar arasında ‘nötr’ karşılaştırmalar neredeyse olanaksız olduğu için de, kuramlar arasında bilerek ya da bilmeyerek felsefi ve siyasi bir tercihte bulunmaktayız. Newton yaşasaydı, yanıldığını söylemez; muhtemelen insan zihninin yetersizliğinin göreceliliği ürettiğini söylerdi...
 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly