17.05.2003
KAOS ÇAĞI’NIN CEPHANELİĞİ: “BİLGİ SİLÂHLARI”
İlk örneğini 1991 Körfez Savaşı’nın teşkil ettiği “Tecrit Savaşları Dönemi”nde hedef, bir ideolojiyi ya da devleti yeryüzünden silmek değil, Yeni Dünya Düzenini “fetih amaçlı savaşlar çıkarmak” suretiyle tehdit eden “haydut” ya da “bozguncu” devletleri durdurmak, küreselleşen dünyadan tecrit etmek suretiyle savaşma kapasitesinden mahrum bırakmak ve bunu en hızlı, en ucuz, en az zayiatla ve en az hasarla gerçekleştirmek olarak açıklanıyor. “Öldürücü Olmayan Silâhlar,”(1) ya da “Bilgi Silâhları”(2) (ve bunları defediciler) diye bilinen teknoloji harikaları bu amaca hizmet etmek üzere tasarlanıyor ve Kaos Çağı’nın cephaneliği oluşturuyorlar. ‘Kitle Koruma Silâhları’ olarak da bilinen “Öldürücü Olmayan Silâhlar,” bozguncu ülkenin emir komuta zincirini, iletişim hatlarını ve istihbarat ağını kullanmasına engel olan elektronik savaş teknolojileri; akustik, lazer, yüksek frekanslı mikrodalga, elektrik santrallarının üzerine üretimi durdurmak üzere atılan karbon halkacıkları, kıtalarının yerlerinin tesbit edilmesini önleyen engelleyiciler, ve diğerleri. Bilgi Silâhları, kitleleri öldürmeyecek ancak liderlik unsurlarından mahrum bırakarak yönünü şaşırtacak şekilde tasarlanıyor. ABD’nin ünlü savaş stratejistlerinden Prof. John Arquilla, “net savaşı” kavramını ortaya atan adam. Monterey, Kaliforniya’daki Deniz Kuvvetleri Yükseklisans Okulunda öğretim üyesi, Rand Corporation’da kıdemli danışman. “Net savaşı”nı taraflar arasında “düşünce ve epistemoloji düzlemindeki savaş” olarak tanımlıyor. Amiyane anlatımla, “Ne biliyorsun, o bildiğinin doğru olduğunu nereden biliyorsun savaşı.” Bilgi Savaşı’nın bir yönü hasmın “murakabe melekesini, nesnel akıl yürütme yetisini hedef almak”tan geçiyor. Amaç, “haydut” ülkenin gözlemleme imkânlarının halkını çelişkili haber ve verilere boğarak yok edilmesi. “Düşmanın gözlem imkânları zayıfladığında istikamet tayininde zorlanacağını hesaplıyoruz” diyorlar. Böylece, “haydut” ülkelerin tepkilerinin önceden kurgulanan sanal dünyalara yönelmesi bekleniyor. Sanal dünyalardan kasıt, çeşitli medya ve iletişim imkânlarını kullanarak, sahte sorunlar ya da esenlikler içeren sözde gerçeklikler yaratmak; şehir mitleri, dini ya da etnik düşmanlıklar uydurmak ve inandırmak. Böylece, hasmın “Sahici ya da yaşamsal olaylar karşısında tavır almaları mümkün olmayacak, önlerine gelene şuursuzca saldıracak hale geleceklerdir.” Askeri tarihi, “Fetih Savaşları Çağı,” “Caydırıcı Savaşlar Çağı” ve “Tecrit Savaşları Çağı” olmak üzere üç evrede değerlendiren ARDEC başkan yardımcısı Renatta Price’la (4) aynı doğrultuda düşünen ünlü füturistler Alvin ve Heidi Toffler (5) geleneksel savaşın “Bilgi Savaşı”na evrildiğine işaret ediyorlar: “Birinci dalga savaşlarında toprağa, ikinci dalga savaşlarında üretim kapasitelerine hakim olmak için çarpışıldı, üçüncü dalga savaşlarında da ‘bilgi’ye hakim olmak için çarpışılacak. Bir toplumun ‘savaşma biçiminin,’ o toplumun ‘zenginlik yaratma’ biçimini yansıttığını düşünürseniz, bilgiye hakim olmanın ‘bilgi yaratmak’tan geçeceği açıktır. Bilgi yaratan silâhlı kuvvetler, üreticiler safhında düşünüleceklerdir.” 19. ve 20. yüzyıllarda endüstrinin tarım ve madenlerin yerini alarak zenginliğin kaynağını oluşturmuş olmasından yola çıkarak, 21. yüzyıldan itibaren servetin kaynağının “bilgi üretimi endüstrisi” olacağını, geleneksel endüstrinin yerini “bilgi üretimi endüstrisi”nin alacağını söylüyorlar. Söylemleri buraya kadar özgün değil, ancak söz konusu gelişmenin dünya tarihinde ilk kez silâhlı kuvvetleri “tüketici” sınıfından çıkartıp, “üreticiler”in saflarına soktuğuna dair gözlemleri şayanı dikkat! ABD ve SSCB’nin yüksek-teknoloji gerektiren silâhlanmaya büyük yatırımlar yaptıkları Soğuk Savaş yıllarından itibaren özel sektör şirketlerinin savaş endüstrilerinden ayrı düşünülemez oldukları, ulusal ekonomilerin bel kemiğini teşkil eden ekonomik faaliyetin askeri alanla iç içe geçmiş olduğu düşünüldüğünde, bundan böyle savaşa ve barışa bambaşka gözle bakmak gereği ortaya çıkıyor. Nitekim, 1993 yılında Amerikan silâhlı kuvvetlerine verdikleri 30 Numaralı Memorandum”da, Amerikan Silâhlı Kuvvetlerinin ‘Bilgi Savaşı’ kavramını insanların ‘duygularını, amaçlarını, muhakeme biçimlerini ve davranışlarını’ etkilemeyi hedefleyen psikolojik harekâtı da kapsayacak şekilde genişlettikleri yazıyorlar ki, bu, silâhlı kuvvetlere ölmek/öldürmekten öte bir görev tanımı getiriyor: insan beyninin manipulasyonu. Bu defa ortaya başka bir sorun çıkıyor, yüksek teknolojiye hakim “üretici” silâhlı kuvvetlerin bu yetkiyle donatılması durumunda, silâhlarını sadece “haydut” ülkelere değil, kendi politikacılarına ve halklarına yöneltmekten alakoyabilir miyiz? Muhaliflerine göre “Bilgi Silâhları” bu bakımdan dünyanın hızla militerleşmesi gibi bir tehlike yaratıyor. Asker-sivil ayrımının hızla ortadan kalkacağından, örneğin IBM ya da MICROSOFT’un herhangi bir murahas azasının en şahin bir generalden daha kıyıcı olabileceğinden bahsediliyor. 1) “Non-Lethal Weapons” 2) “Information weapons” 3) John Arquilla, “Lessons from the War with Saddam Hussein (RAND, 1991)” isimli kitabın yazarı 4) Renatta Price, “Systems Concepts and Technology, ARDEC, başkan yardımcısı 5) "Future Shock" ve “The Third Wave."
 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly