04.07.2008
“Mizan-ül akl” veya “AKLIN ÖLÇÜSܔ

MANTIK (2)

Bir tezin, bir iddianın, argümanın, Aklın Ölçüsü yani Mantık
kuralları
doğrultusunda geçerli olup olmadığını saptayabilmek için
bilinmesi gereken temel kavramları özetlemeye devam ediyoruz.

Önerme, Argüman, Öncül Çıkarım, Vargı ve Çıkarsama tanımları
için yazının “Aklın Ölçüsü” kategorisinde yer alan
ilk bölümüne bakınız.

Geçerlilik & Geçersizlik

MERAKLISINA: Türkçe, “geçerlilik, geçersizlik” Osmanlıca, “mer’iyet, malûliyet” İngilizce, “validity, invalidity” Latince ,“validitas”


Geçerlilik, çıkarımda öncülleri doğru kılan sebeplerin sonucu da doğru kılması halidir. Bir argümanda öncül ya da öncüller sonucu kaçınılmaz kılıyorsa, o argümanın geçerli olduğu söylenir. Meselâ:

ö-İskambil bir deste kağıt ile oynanır.
ö-Bir deste kağıdımız yok.
V-O halde iskambil oynayamayız.

Ancak, mantıkta geçerlilik ile doğruluk birbirinden farklı şeylerdir.
Doğruluk önermelerin, yani, bir saptamanın, bir verinin, bir yargının ya da inancın Türk dilinin kurallarına uygun olarak ifadesinin içeriği ile ilgilidir: iskambilin bir deste kâğıt ile oynanıp oynanmaması gibi. İskambilin bir deste kâğıt ile oynanandığı

Geçerlilik ise akıl yürütmenin mantık kurallarına uygun olup olmadığını belirtir: bir deste kağıdımız yoksa iskambil oynayamayız, gibi. Burada, iskambil oynamak için ille de bir deste kağıt olması gerektiği öncülünün, futbol yada satranç kuralları, hatta 2x2=4 gibi bir kabul olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Yukardaki argümanda vargı, doğruluğu kabul edilmiş öncüllerden çıkarılan bir argüman olarak geçerlidir. Buna karşın, aşağıdaki gibi sonucu öncüllerden zorunlu olarak çıkarılmayan, öncülleri sonucu desteklemeyen veya doğrulamayan argüman geçersiz olarak nitelenir.

ö-İskambil bir deste kağıt ile oynanır.
ö-Annem kuaförden henüz dönmedi.
V-O halde iskambil oynayamayız.

Yukardaki argümanın geçerli olabilmesi için şu şekilde değiştirilmesi gerekir:

ö-İskambil bir deste kağıt ile oynanır.
ö-Kağıt destesi annemin çantasında.
ö-Annem kuaförden henüz dönmedi.
ö-Evde başka deste kağıt yok.
V-O halde iskambil oynayamayız.

Bahse konu bu örneğin üzerinde durulmayacak kadar basit bir örnek olduğunu, argümanın geçerli olabilmesi için yapılan eklerin pireyi deve yapan işgüzarlıktan ibaret olduğunu düşünmek mantık çalışan hemen hepimizin içine düştüğü bir hatadır, çünkü, geçersiz argümanları yakalamak, konular giriftleştikçe zorlaşır. Örneğin, Cumhurbaşkanı Sezer’in, rahmetli Ecevit’in başına Anayasa kitapçığını fırlattığı söylentilerinin dolaştığı zamanlardan kalma (Hürriyet, 14.8.2000) bir Tufan Türenç argümanı:

“…Yeni dünya anlayışı, yeni değerleri yakalama çabası diplomasideki bütün bu anlamsız kuralları kaldırıp bir tarafa fırlattı. Bugün dünyanın en güçlü liderleri uluslararası bir sorunu çözmek amacıyla gerektiğinde binlerce kilometre uçuyorlar, küçücük bir ülkenin liderinin ayağına gidip dil döküyorlar. Hiçbiri “Böyle bir davranış bizi küçültür” diye düşünmüyor. Ama biz işin özünü bir yana bıraktık, sorunu Sezer Ecevit’i aramalı, hayır Ecevit Sezer’i aramalı inatlaşmasına indirgedik.”

Türenç’in argümanını mantıksal ögelerine ayıralım:

Ö-“Yeni dünya anlayışı, yeni değerleri yakalama çabası diplomasideki bütün bu anlamsız kuralları kaldırıp bir tarafa fırlattı.
Ö- Bugün dünyanın en güçlü liderleri uluslararası bir sorunu çözmek amacıyla gerektiğinde binlerce kilometre uçuyorlar, küçücük bir ülkenin liderinin ayağına gidip dil döküyorlar.
Ö- Hiçbiri “Böyle bir davranış bizi küçültür” diye düşünmüyor.
V -Ama biz işin özünü bir yana bıraktık, sorunu “Sezer Ecevit’i aramalı, hayır Ecevit Sezer’i aramalı” inatlaşmasına indirgedik.

Birinci öncülünün doğruluğu “çok genel ifade” kusuruna takıldığı, muğlak olduğu için tartışmalıdır. İkinci öncülündeki “küçük ülke” tanımı, bir ülkenin itibarının o ülkeninin boyutlarıyla orantılı olduğunu ima ettiği için tartışmalıdır; kaldı ki, Ecevit ve Sezer aynı ülkenin insanları oldukları için ikinci öncüldeki tesbite uymamamaktadırlar. Türenç’in vargısı, öncüllerinin mantıklı sonucu değildir.

Bu noktada, SAFSATA KILAVUZU’nun editörü Mehmet Sayım Karacan hocanın çalışmanın girişinde işaret ettiği hususu hatırlamakta yarar var: “Hemen belirtelim ki, hatalı çıkarsama her zaman bilgisizlik ya da dikkatsizlik sonucu oluşmaz. İnsanlar, karşılarındakileri yanıltmak için konuşmalarında veya yazılarında bilerek isteyerek hatalı çıkarsama yapabilirler. Meramlarını net olarak anlatmaktan kaçındıkları zamanlarda da hatalı çıkarımlara başvurabilirler.”

Yazarın argümanın geçerli olabilmesi için, metni nasıl yazması gerekirdi? Aşağıdaki temrin bir fikir verecektir:

Ö-“Yeni dünya anlayışı, yeni değerler yakalama çabası göstermektedir.
Ö- Yeni değerler arasında diplomasideki anlamsız kuralları kaldırıp bir tarafa fırlatmak da vardır.
Ö-Yeni dünya anlayışında en güçlü liderlerin küçücük bir ülkenin liderinin ayağına gitmesi diplomasi kurallarını ihlal etmemektedir.

Ö- Bugün dünyanın en güçlü liderleri uluslararası bir sorunu çözmek amacıyla gerektiğinde binlerce kilometre uçuyorlar, küçücük bir ülkenin liderinin ayağına gidip dil döküyorlar.
Ö- Hiçbiri küçücük bir ülkenin ayağına gidip dil dökmek “bizi küçültür” diye düşünmüyor.
Ö-Yeni dünya anlayışının diplomasi kuralları Sezer ve Ecevit için de geçerlidir.
Ö-İşin özü, Sezer’in ve Ecevit’in biraraya gelmeleridir.
Ö-Biz işin özünü bir yana bıraktık.
Ö-Sezer ve Ecevit inatlaşmaktadırlar.
Ö- Biz sorunu “Sezer Ecevit’i aramalı, hayır Ecevit Sezer’i aramalı” inatlaşmasına indirgedik.


Görüldüğü gibi, bu haliyle bile Türenç argümanında Vargı yoktur; Vargı olmadığı için de yazarın sunduğu mantıksal ölçülerle geçerli bir argümanın varlığından da sözedilemez.

Yeri gelmişken, Rusların “Ezop Dili” dedikleri bir iletişim biçimi vardır ki, “söylemeden söyleme” esasına, yani açıkça dillendirilmeyen öncüllerden vargıya varmaya çalışma esasına dayanır. Açıkça dillendirilmeyen öncüller, “ben söylemeyeyim ama siz anlayın” anlamına geldiğinden, muğlak, müphem, dilerseniz kaçak nutuk ya da metinlerle sonuçlanır. Çarların ve Bolşeviklerin en ağır baskı dönemlerinde ortaya çıktığı söylenen Ezop Dili Ustalarının varlığından söz edililir. Ancak, Ezop Dilinin ifade ve anlama yitimi olarak özetlenen toplumsal iletişimsizlikle sonuçlandığı da bir diğer vakıadır.

Bana sorarsanız, Sayın Türenç, meramını, uluslararası diplomasinin yeni kuralları gibi muğlak tesbitlerle muğlaklaştırmadan da ifade edebilirdi.

Yargı

MERAKLISINA: Türkçe, “yargı” Osmanlıca, “hüküm” İngilizce, “judgment” Latince “judicamentum”

Bir cümlenin ya da önermenin doğruluk veya yanlışlığını belirleme işlemine yargı diyoruz. Yargı, aklımızın belirli bir içeriği herhangi bir konuda tasdik ya da inkar etme işlemidir. Ancak, evrensel hüküm diye mutlaklık olmadığını, aklın tasdik ya da inkâr etme işleminin gelenekten, alışkanlığa, dini inançtan, temenniye, bilimsel verilere kadar sayısız temelleri dayanabileceğini de vurgulamak isterim.

Akıl Yürütme

MERAKLISINA: Türkçe, “akıl yürütme, usa vurum” Osmanlıca, “muhakeme” İngilizce, “reasoning” Latince “ratio”


Düşünceleri bilinçli, tutarlı olarak ve belli bir amaçla bir araya getirme işlemine akıl yürütme diyoruz. Başka tanımlar da var: öncül olarak alınan önermelerden mantıksal çıkarım kurallarına uygun olarak sonuç çıkarma işlemi; zihnin hazır ya da verilen bazı bilgi ya da önermelerden yola çıkarak, verilmeyen başka bir şeyi sonuç olarak çıkartması gibi.

Genel hallerden elde edilmiş kural ve sonuçları özel hallere yada örneklere uygulamak şeklinde oluşan akıl yürütme türü tümdengelimsel çıkarsama olarak bilinir.

Akıl yürütme süreci münferit olgulardan genel bir sonuca varma veya gözlemlenen araştırılan olaylar arasında geçerli kurallar yada sistemler bulmaya çalışmak şeklinde gelişiyorsa, tümevarımsal akıl yürütme ya da çıkarsama denir.


Mantık biliminde
geçerli bir argüman,
ille de
doğru bir argüman değildir.

Tümdengelimsel Argümanlar & Tümevarımsal Argümanlar

MERAKLISINA: Türkçe, “tümdengelim, tümevarım” Osmanlıca, “tâlil, istikr┠İngilizce, “deduction, induction” Latince “deductio, inductio”

Mantıkta “doğru” ve “geçerli” eşanlamlı kelimeler değillerdir.

Genel öncüllerden münferit olgulara doğru gidilerek kesin bir sonuca varmayı hedeflayan tümdengelimsel argümanların sonuçlarının doğru olması için öncüllerin doğru olması gerekir.

Doğru ve geçerli tümdengelimsel argüman örneği:

Ö-Bütün insanlar fanidir.
Ö-Sokrat bir insandır.
V-Sokrat fanidir.

Ancak, öncülleri yanlış olan bir tümdengelimsel argüman, sonuca çıkarsama kurallarına uygun olarak varmışsa, geçerli sayılır.

Yanlış ve geçerli tümdengelimsel argüman örneği:

Ö-Bütün insanlar yeşildir.
Ö-Sokrat bir insandır.
V- Sokrat yeşildir.

Birinci öncül istisnasız herkesin yanlış olduğunu bildiği bir öncüldür. Buna rağmen argüman geçerli, yani o öncül bağlamında mantıksız değildir. Ancak, tümdengelimsel argümanlarda kullanılan öncüllerin doğru ya da yanlış oldukları her zaman bu kadar açık değildir. Günlük hayatta çoğu zaman doğruluğunu bilmediğimiz, emin olmadığımız, ya da düpedüz yalan olan pek çok öncülden yola çıkan tümdengelimsel argümanlar sırf çıkarsama kurallarına uygun oldukları için mantıklı görünebilirler.

Kendi e-grubumuzda karşılaştığımız Yanlış ve Geçerli bir örneğe daha yer verelim:

Ö-TPAO kayıtlarına göre bir milyon dolarlık “christmas
tree”alınmış.
Ö-“Christmas tree” bir noel süsüdür.
V-TPAO ülkenin parasını korkunç bir şekilde savurmaktadır.
(veya)
V-VTPAO birilerini zengin etmektedir.


Tümdengelimli argümanlarda sonuca öncüllerden yola çıkarak varıldığına göre, buradaki mesele geçersizlik değildir. Mesele, ikinci öncülün doğru olmamasından kaynaklanmaktadır. “Christmas tree” petrolcülükte sondaj aletinin ucuna takılan parçanın adıdır. Bunun böyle olduğunu bilmiyorsanız, geçerli olduğu kadar yanlış olan bu argümandan etkilenmeniz kaçınılmazdır.

Laf Ola Beri Gele

Sonuca öncüllerden yola çıkarak varılamayan, sonucunun öncülleriyle bağlantısı olmayan tümdengelimsel argümanları, geçersizdirler. Geçersiz tümdengelim argümanları lâf ola beri gele dediğimiz türden iddialardandır. Mantıkta Biçimsel Safsata olarak sınıflandırılırlar.

Biçimsel Safsatalara örnekler:

Ö-Bütün köpekler memelidir.
Ö- Hiçbir kedi köpek değildir.
V- O halde hiç bir kedi memeli değildir.

Ö-Hıristiyanlar Cuma namazına gitmezler.
Ö- Ahmet, Cuma namazına gitmedi.
V. O halde Ahmet Hıristiyan.

 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly